“Nasıl olur böyle bir şey?”

3 Mart Pazar günü Bakırköy’de düzenlediğimiz hayvan hakları eylemimizde Arzum Bahab tarafından okunan, Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi bileşenlerinden Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin (HAKİM) metni

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un anlattığı üzere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir gece yarısı kendisini arayarak, Eros’a yaşatılan korkunç ölüm için “Nasıl olur böyle bir şey?” diye sormuş. Hem bu ülkenin Adalet Bakanı’na, hem de Cumhurbaşkanı’na, böyle bir “şey” nasıl olur anlatalım:

Böyle bir şey, hak savunucuları yıllarca Meclis’e gidip aksini talep etmişken, hayvanlara yönelik şiddete ertelemesiz, yatarı olan hapis cezaları getirilmemesi ile olur.

Hayvanlara yönelik işlenen suçlarda şikâyet hakkının yalnızca hayvan sahibine ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na verilmesiyle, sayısız vaka ile ilgili olarak soruşturma dahi açılmaması ile olur.

Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın işlenen suçlarla ilgili harekete geçmeyerek, ihbarda bulunmak isteyen kimseleri birbirlerine yönlendirmeleri, bu arada kaybedilen vakit ve toplanamayan deliller ile olur. 

Bir köpeği başına kürekle vurarak öldüren belediye çalışanına 1 yıl 3 ay hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesiyle olur. Belediye bünyesindeki başka hiçbir yetkilinin yargılanmamasının yanında, tüm hayvan hakları savunucusu derneklerin ve barolarının katılma talepleri reddedilirken, Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na mahkemece “suçtan zarar gören” sıfatının verilmesiyle olur.

Karşıyaka’da bir kediyi asansörde botlarıyla tekmeleyerek öldüren şahsa, 1 yıl 3 ay hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesiyle, kulübesinde yakılarak öldürülen Şila’nın katiline 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmesiyle, dakikalarca eziyet edilerek öldürülen yavru köpek Köpük’ün katilinin işlediği suçun karşılığının 6.000 TL para cezası olarak belirlenmesiyle olur.

Hayvanları açıkça kanuna aykırı şekilde toplama kamplarında hapsedip, belediye başkanı tarafından canlı yayında hayvanları “uyuttukları” ağzından kaçmışken, Beykoz Belediyesi’nin hala övülmeye ve örnek  gösterilmeye devam edilmesiyle olur.

“Sahipsiz hayvanların yeri barınaklardır” denilip, doğmak dışında hiçbir suçu olmayan sokakta yaşayan hayvanları “başıboş” diye yaftalamakla olur. Hayvanlara yönelik algı operasyonu yaparak şiddeti körükleyen medya organlarını ve sosyal medya hesaplarını yargılamamakla olur. Böyle bir şey, iktidarın başlattığı ve çığ gibi büyüttüğü nefret diliyle olur.

Umuyoruz ki kamuoyu tepkisi çeken bir olaya ilişkin bu üzüntüyü gösteren ve Eros’un başına gelenlerin arkasındaki sebeplerin tamamını sona erdirebilecek kişiler, bu sebepleri artık göz ardı etmez.

Umuyoruz ki tıpkı hayvanları koruyamayan Hayvanları Koruma Kanunu gibi, halkın gazını almayı amaçlayan bu göstermelik eylem ve söylemlerin ötesine geçtiğimiz uygulamalarla karşılaşırız.

Umuyoruz ki yarın hayvanları suçlu ilan eden bir konuşmaya veya yeni bir Eros’un ölümüne uyanmayız.

Yorum bırakın