Artık Yeter! Hayvan Hakları Anayasaya!

Yerel seçimler öncesi sokak hayvanlarının sesi olmak için İstanbul’un farklı ilçelerinde Aralık ayından bu yana eylemlerini sürdüren Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, bugün Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndan seslendi. 

İstanbul, 3 Mart 2024 

Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelen hayvan hakkı savunucuları, herkesi tüm canlılar adına barışçıl, kapsayıcı, eşitlikçi hak ve adalet politikaları geliştirilmesi için harekete geçmeye, yerel örgütlenmeler ile hayvanların sesi olmaya, birer seçmen olarak oylarını yaşamdan yana kullanmaya çağırdı. 

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi adına basın açıklaması yapan Binnaz Pike, sokaklarımızda birlikte yaşadığımız köpeklerin “itlaf”, “toplama” ve “uyutma” adı altında, “doğal yaşam alanı” maskesi ile hukuka aykırı şekilde kitlesel toplatılmalarının ve katliamlarının yeniden planlandığı, 2024 Yerel Seçimleri’nde ülkede başka hiçbir sorun yokmuşçasına hayvanların hedef tahtası haline getirildiğini vurguladı. Hapis cezalarının alt sınırdan verilmesi, “iyi hal indirimleri” ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasıyla katillerin toplum içine yeniden salınmasının sonucu olarak 5199 sayılı yasanın hayvanları koruyamadığının altı çizildi. 

“6 dakika boyunca Eros adlı kediyi tekmeleyerek, işkence ile öldüren İbrahim Keloğlan! 40 kediyi kezzapla yaralayıp işkenceyle öldüren Murat Özdemir! Cami bahçesinden kedileri çantasına koyarak kaçıran ve öldürdükten sonra onları yoğurt kovalarında biriktiren Fatih Öztürk! Kulübesinde uyuyan Şila adlı köpeği yakarak öldüren Ömer Faruk Baki! Tekrar yargılanacaksınız!” denildi.

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, “hayvan haklarının anayasal güvence altına alınmasının gerçekçi tek çözüm olduğunu biliyoruz.” diyerek yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  • Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesinde belirtildiği üzere, sokakta yaşayan hayvanların aşılanıp, kısırlaştırılıp, tedavi edilerek sevildikleri ve bakıldıkları sokaklarda, gözümüzün önünde yaşamaya devam etmesi, 
  • Hayvan üretimi ve satışının yasaklanması, 
  • Geçici hayvan bakımevlerinden güvenli ve dikkatli yuvalandırmalar yapılması,
  • Ceza alt ve üst sınırlarının artırılması, 
  • Hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması.

“Nasıl olur böyle bir şey?”

Hayvan Hakları İzleme Komitesi üyesi Arzum Bahab, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u bir gece yarısı arayarak, Eros’a yaşatılan korkunç ölüm için “Nasıl olur böyle bir şey?” diye sormasına istinaden yaptığı konuşmada: 

“Hem bu ülkenin Adalet Bakanı’na hem de Cumhurbaşkanı’na, böyle bir ‘şey’ nasıl olur anlatalım: 

Böyle bir şey, hak savunucuları yıllarca Meclis’e gidip aksini talep etmişken, hayvanlara yönelik şiddete ertelemesiz, yatarı olan hapis cezaları getirilmemesi ile olur. Hayvanlara yönelik işlenen suçlarda şikâyet hakkının yalnızca hayvan sahibine ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na verilmesiyle, sayısız vaka ile ilgili olarak soruşturma dahi açılmaması ile olur. Bir köpeği başına kürekle vurarak öldüren belediye çalışanına 1 yıl 3 ay hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesiyle olur. ‘Sahipsiz hayvanların yeri barınaklardır’ denilip, doğmak dışında hiçbir suçu olmayan sokakta yaşayan hayvanları ‘başıboş’ diye yaftalamakla olur. Hayvanlara yönelik algı operasyonu yaparak şiddeti körükleyen medya organlarını ve sosyal medya hesaplarını yargılamamakla olur. Böyle bir şey, iktidarın başlattığı ve çığ gibi büyüttüğü nefret diliyle olur.

Umuyoruz ki yarın hayvanları suçlu ilan eden bir konuşmaya, veya yeni bir Eros’un ölümüne uyanmayız.”

“Hayvan üretim ve sömürü sektörlerini bitirmeliyiz”

İstanbul Üniversitesi Vegan Kulübü adına söz alan Atahan Ertuğrul ise, hayvanların metalaştırılmasına ve hayvanlar üzerinden rant elde edilmesine değinerek, “Hayvan özgürlüğü mücadelesinde kök sorunu sorunsallaştırmayan sistem içi çözümler daha büyük sömürüler üretir. Yatırım yapılan her şeyin ömrünü uzatmış olursunuz. Bu yüzden barınakların komple kapatılması gereklidir. Hayvan üretim ve sömürü sektörünü desteklerseniz geliştirirseniz bu sektöre olan bağımlılık ve sermaye açlığı da artar. Bu yüzden belediyelerin barınak ihalesi vermemesi ve üretim yerlerinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği bir politik tercih zaruridir. Belediyelerin barınak açma ve kapasite genişletme uygulamalarını kabul etmiyoruz. Bütün hayvan sömürüsü sektörünü bitirmeliyiz.” dedi. 

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi basın açıklamasını şu sözlerle bitirdi: “Yineliyoruz: Artık yeter! Dostlarımızı düşmanlaştırarak birlikte yaşama kültürünü baltalayan, onları “doğal yaşam alanı” adı altında ölüm kamplarına tıkma vaadiyle seçim malzemesi haline getiren siyasilere oy vermeyeceğiz.” 


Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi hakkında

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi; 2019’da aramızdan ayrılan hak savunucusu Burak Özgüner’in annesi Eray Özgüner’in çağrısıyla 2021’de bir araya gelen ve farklı alanlarda faaliyet gösteren aktivistler ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri tarafından kuruldu. Eşit, adil ve yaşanabilir bir dünyanın en temel ve gerekli koşulunun, hayvanların yaşam haklarının korunması olduğu ilkesiyle yola çıkan inisiyatif, tür ayırt etmeksizin hayvanlara uygulanan ayrımcılıkla mücadele için merkezî ve yerel yönetimleri hedefleyerek savunuculuk yapmaya devam ediyor. yasamicinyasa.com

twitter.com/yasamicinyasa
youtube.com/@yasamicinyasa
http://instagram.com/yasamicinyasainisiyatifi

Yorum bırakın