4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde, 2024 yerel seçimlerinin akabinde TBMM’ye, yerel yönetimlere, medyaya, üniversite ve akademisyenlere, sanatçılara, barolara ve diğer hak savunucularına açık çağrı ve davetimiz
Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi olarak bu çağrımız, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde öncelikle sokaktaki hayvanların yaşamakta olduğu hak ihlalleri ve yerel seçimler sonrası onları bekleyen büyük tehlike hakkında farkındalık yaratma, aynı zamanda “tüm türlerle eşit, adil, yaşanabilir bir dünya için” yol haritası sunma ve bu yolda birlikte yürümek için adaletten yana olan tüm hak savunucuları ile dayanışma amacı taşımaktadır.
Yüzyıllardır bu topraklarda sokaklarımızı paylaştığımız köpekler, AKP iktidarı tarafından siyasi bir hedef haline getirildi; mevcut belediyeler kanuna aykırı toplamalar ve katliamlar yaparken, YRP ve BBP gibi partiler de kanuna aykırı seçim vaadinde bulunarak sokakta tek bir köpek bırakmayacaklarını, “itlaf” edeceklerini, yani açıkça öldüreceklerini duyurdu.
Toplumun büyük bir kesimi tarafından itiraz edilse de bu suçlar hakkında hiçbir yasal işlem başlatılmadı.
Şimdi herkesin bir olup, bu açık katliam duyurusuna karşı durması gerekiyor. Özellikle YRP’nin aldığı Yozgat, Şanlıurfa ve BBP’nin aldığı Sivas gibi şehirler ve yine bu partilerin aldığı diğer belediyeler barolar ve hayvan koruma gönüllüleri tarafından denetlenmeli, kanuna aykırı her uygulama engellenmeli, suç delilleri barolara ulaştırılarak yasal sürecin başlatılması sağlanmalıdır.
Fakat hak ihlalleri ne yazık ki sadece bu gerici partilerin söylem ve uygulamaları ile sınırlı değildir. CHP’li bazı belediyeler de partilerinin iç tüzüğüne ve seçim süreci genel tutumuna aykırı uygulamalarda bulunmakta ve kanuna aykırı toplamalar ile açıkça suç işlemektedir.
Başta Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Bilecik ve Aydın gibi belediyelerce uygulanan şiddete derhal son verilmeli, bu belediyeler kapılarını hak savunucuları ve gönüllülere açarak bilimsel çözüm projelerini hayata geçirmelidir.

Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik kurumsal şiddet ve bu cezasızlıktan cesaret alan katillerin, tecavüzcülerin yarattığı şiddet sarmalına karşı bir yol haritası sunuyor, bu yolda dayanışma için açık çağrıda bulunuyoruz:
1. TBMM’YE ÇAĞRI: Mevcut kanunlar ve yargı sistemi hayvanları korumaktan acizken, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın ortak olarak hazırladığı yasa tasarısı, sokakta yaşayan hayvanlar için “katliam ve soykırım” anlamına gelmekte, popülasyonun kontrol altına alınmasını ise imkansızlaştırmaktadır. Tüm milletvekillerini bu yasaya karşı oy kullanmaya, yaşamdan yana olmaya davet ediyoruz. 2021 yılında hak savunucuları ve STK’lar ile oluşturulan dayanışmanın yeniden sağlanmasını ve bu kez alınan kararlara uyularak bilimsel çözümün hayata geçirilmesini istiyoruz. Üretimin durdurulmadığı koşullarda popülasyonun asla kontrol altına alınamayacağı, sokakta yaşayan köpeklerin sürekli toplatılıp hapsedilmesi ya da farklı şekillerde sonsuz bir şiddet döngüsüne girileceği açıktır. Özellikle evcil hayvan üretimi tamamen durdurulmalı ve eş zamanlı kısırlaştırma seferberliği, tıbbi koşullarda sağlanmalıdır.
2. YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI: Belediyeler, hayvanlara yönelik belirleyecekleri politika ve stratejileri, mutlaka sivil toplum kuruluşları ve hayvan koruma gönüllülerinin talepleri doğrultusunda, hayvanları mağdur etmeyecek, onların yaşam haklarını ve beden dokunulmazlığı haklarını ihlâl etmeyecek şekilde belirlemelidir. Kenti planlarken, hayvanların da toplumun bir parçası olduğunu unutmadan, insan-hayvan çatışması yaratacak tüm müdahalelerden kaçınmalıdır. Bugünden itibaren tüm yerel yönetimler acil olarak İl Hayvan Kurulu toplantıları alarak yerel gönüllüler, hak savunucuları ve tüm yerel yönetim bileşenleri ile birlikte bölgenin öznel koşullarının da dikkate alındığı kısırlaştırma projelerini hayata geçirmelidir. Yasaya göre zorunlu olan kısırlaştırma operasyonlarında sadece cerrahî deneyimi olan uzman veteriner hekimler çalıştırılmalı ve cerrahî prosedürler tam anlamıyla yerine getirilmelidir. Hayvan sağlığı açısından hayatî riskleri ortadan kaldırmak için pre-op (ameliyat öncesi) ve post-op (ameliyat sonrası) süreçleri gerektiği gibi yönetilmelidir. Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan hayvanları, yasal yükümlülükleri ışığında alındıkları ortama bırakmalıdır. Her canlının alıştığı, bakıldığı ve sevildiği ortamda yaşama hakkı vardır; bu hak gasp edilemez. Köpek ve kedilerin bulundukları yerde kısırlaştırılmış olarak yaşatılması, mevcut kanunda 6. madde ile güvence altına alınmış yasal bir zorunluluktur. Hayvanların herhangi bir şekilde toplanarak bir bakımevine hapsedilmesi, hem hayvanların yaşam hakları açısından insanlık dışı bir davranış hem de maddî ve fizikî kaynak açısından çok yüksek maliyetler çıkaracağı ve maliyet sürekli artacağı için de uygulanabilir değildir. Bu tür toplamalar, katliamlara kılıf olmaktadır. Sokakta yaşayan hayvanlar ile ilgili tesislere gönüllü katılımı ve erişimini tam anlamıyla sağlamalı, ulaşım problemi olan mevcut tesisler için ulaşım imkânı temin etmelidir. Bakımevi ve polikliniklere sokak hayvanlarına kötü muameleyi önlemek için 7/24 yayın yapan kameralar yerleştirerek kayıtları belediye web sitesinden naklen yayınlamalıdır. Hayvanların barındırıldığı tesislerde, hayvanlara sevgi ve saygı duyan insanlar istihdam edilmelidir. Mesai saatleri dışında, özellikle kazazede hayvanlara tıbbî müdahalede bulunabilmek için, acil sağlık hizmeti verecek veteriner hekim ve yardımcı sağlık personeli istihdamı sağlanmalıdır. Sokak hayvanlarıyla yüzyıllardır süren ortak yaşam kültürüne sahip çıkmalı, hayvanlarla nasıl ilişki ve iletişim kurulması gerektiğini okullarda çocuklara, mahalle bazında, sivil toplumla işbirliği halinde, topluma anlatmalıdır. Belediyeler, hayvan hakları ihlâllerinin yaşanmaması için önleyici tedbirler alırken, il ve ilçe sınırları dahilinde gerçekleşen hayvanlara yönelik şiddet vakaları karşısında hukuk mücadelesi başlatan gönüllülerin ve STK’ların yanında, davalarda taraf olarak yer almalıdır. Mevzuatı ihlâl eden kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin vermeli, mevzuata alenen muhalefet eden kamu görevlilerini korumamalı, bu faillere belediye içinde de disiplin yönünden soruşturma açmalıdır.
3. MEDYAYA ÇAĞRI: Bugüne kadar “başıboş köpek terörü” gibi etik olmayan başlıklarla nefret politikalarının ve şiddetin sözcüsü olan medya şunu bilmelidir ki, yalan haberleri deşifre olduğu için kendilerine güven sarsılmıştır. Birlikte yaşamı hedef alan nefret söylemlerinin de bu coğrafyanın kültüründe yeri yoktur. Yerel seçimler öncesi hak savunucuları ve hayvan sever milyonların yaptığı çağrılar, sandık sonuçlarında açıkça karşılık bulmuş, iktidar ve küçük ortaklarının hayvanları hedef alan seçim politikaları, bozguna uğramalarında büyük etken olmuştur. Artık ana akım medyayı sokak hayvanları ile birlikte yaşamanın bu toplumun vazgeçilmez değerlerinden biri olduğunu kabullenmeye; barınak rantı hesapları yapan, tarikatlar güdümünde oy devşirmeye çalışan siyasilerin ve gözü dönmüş bir avuç caninin sözcülüğünden vazgeçmeye ve etik medya anlayışına davet ediyoruz. Ana haber bültenlerinde mutlaka “hayvan hakları ihlalleri” ne yer verilmeli ve tüm kanallarda kanunda da yer aldığı gibi hayvan haklarına yönelik “kamu spotları” yayınlanmalıdır.
4. ÜNİVERSİTELERE ve AKADEMİSYENLERE ÇAĞRI: Hayvan haklarının politik zemini akademik çalışmalarla sağlanmalı, bu bağlamda panel ve sempozyumlarla geniş kitlelere teorik bilgi ulaştırılmalı, aynı zamanda üniversiteliler ve akademisyenler hak savunusunun pratikteki temsilleri de olmalıdır.
5. SANATÇILARA ÇAĞRI: Geniş kitlelere adaletten yana tutum alma konusunda etki edebilecek “hak temelli yaklaşıma sahip” tüm sanatçılar kişisel medya hesaplarında ve çeşitli etkinliklerde hayvan haklarını gündeme taşıyarak bu konuda farkındalık yaratmalı, hak ihlallerine sessiz kalmamalıdır.
6. BAROLARA ÇAĞRI: 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun tüm hayvanların haklarını korumadığı açıktır. Bu başlı başına bir sorunken, koruduğunu iddia ettiği kedi, köpek gibi türler hakkındaki şiddet olaylarında ise mevcut yasanın bile uygulanmadığı; suçüstü hallerde bile, hakimlerin yatarı olmayan cezalarla failleri aramıza geri gönderdiği bugünlerde, hayvanların haklarını savunacak daha fazla avukata ihtiyacımız var. Her güne aramızda bir katilin, tecavüzcünün daha olduğunu öğrenerek uyanıyor, neredeyse hepsinin cezasızlık politikasıyla ödüllendirilmesini kabul etmiyoruz. Bu sebeple her ilin barosunda “Hayvan Hakları Komisyonu” olmalı; bu komisyon, kanunu bilen ve hayvanları önemseyen avukatlardan oluşmalı ve her ihlalde ulaşılabilecek şekilde, halka açık çalışmalar yürütmelidir.
“İNSANA, HAYVANA, YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK” sağlayamadığımız sürece dünya adil bir yer olmayacak.
7. DİĞER HAK SAVUNUCULARINA ÇAĞRI: Ne yazık ki, insanmerkezci-türcü ideoloji, farklı alanlarda mücadele veren hak savunucularının da bu gerçeği göz ardı etmesine sebep oldu. Ancak ülkemizde gittikçe büyüyen bir bütünleşik mücadele alanı da var: Anti-türcü hareket, cinsiyetçilik, ırkçılık, sağlamcılık gibi ideolojilerle mücadelede politik bir zemin sağlarken, ekoloji hareketine de en tutarlı politikaları sunabilmektedir.
Tüm şiddet ve tahakküm biçimleri ortak bir temele dayanır: bazı hayatların diğerlerinden daha üstün olduğu fikri. Bu fikri yeniden üreten tüm söylem ve eylemlere karşı ortak bir mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple kadın hareketi, ekoloji hareketi, işçi hareketi, LGBTİ+ hareketi gibi farklı alanlarda mücadele yürüten tüm hak savunucularını dayanışmaya davet ediyoruz.
Açık çağrımıza “Ben de varım” diyorsan:
e-mail: yasamicinyasa@gmail.com
instagram: @yasamicinyasainisiyatifi

