Hayvanlara adalet talebiyle eş zamanlı eylemler yapıldı 

Eşit, adil, yaşanabilir bir dünya için bir araya gelen Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, 2024 yerel seçimleri öncesi hayvan cinayetlerine ve toplama kamplarına karşı beş şehirde eş zamanlı eylemler gerçekleştirdi.

İstanbul, 18 Şubat 2024 

Kadıköy, Sarıyer, Beşiktaş ve Üsküdar’ın ardından İstanbul Beykoz’da bir araya gelen Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi ve hayvan hakları savunucuları, “Küçükçekmece’de İbrahim Keloğlan tarafından tekmelenerek öldürülen Eros için, yakılarak öldürülen Şila için, işkenceyle canı hiçe sayılan ‘Köpük’ler için, barınaklarda yaşam mücadelesi veren, dağ başlarına atılarak ölüme terk edilen tüm canlar için bir aradayız” diyerek basın açıklaması öncesi bir anma gerçekleştirdi.

İstanbul’un yanı sıra Antalya, Hatay, Ankara ve İzmir’de de Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi bileşenleri ve hayvan hakları savunucularının tek ses olduğu hayvan hakları eylemleri düzenlendi.

Beykoz Doğal Yaşam Alanı’nda yüzlerce köpek yine yok edildi! 

Anmanın ardından, Beykoz Gönüllüleri adına konuşma yapan Yasemin Baban, Beykoz Belediyesi’nin bir kafe açmaya karar verdiğini ve civarda yaşayan hayvanların toplanarak “doğal yaşam” denen alana aldırıldığını belirtti. “Belediye her zaman olduğu gibi bu açıklamamızı provakasyon olarak nitelendirmeden sizlere açıklama yapmak istiyorum” diyen Baban medya kuruluşlarının sorumluluğuna da atıfta bulunarak şunları söyledi:

“Basın, köpeklerin canavar olarak görülmesine neden oldu ve köpekleri seçim propagandalarına alet etti. Bizim hiçbir politik amacımız yok. Basın kuruluşları yönlendirildiği için bizi duymuyorlar. Barınaklardaki gerçeklere ve istenmeyen bu akıbete karşı medya sessiz kalmamalı. Biz bu uygulamaların Türkiye geneline yayılmadan duyulmasını istiyoruz.”

Beykoz Gönüllüleri’nden Ezgi Şahin ise, Türkiye’de örnek barınak olarak gösterilen Beykoz Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde, “Doğal Yaşam” adı verilen ormanlık arazideki bölmelere toplanılan tüm köpeklerin yüzlercesinin, ikinci kez “bir anda yok olduklarını” vurguladı. Gönüllülerin bu alanı gezmelerine izin verilmediğini ve köpekleri saymalarının engellendiğini belirtti. Şahin, “Sahipsiz köpeklerin toplanması bir seçim propagandası haline gelmişken, Beykoz Doğal Yaşam’ın koşulları içinde, böylesine çok sayıda köpeği imha etmenin maalesef ki gerçekçi tek yolu, ya canlı canlı gömmektir ya da zehirleyerek öldürmektir. Her iki durumda da köpekler acı çeke çeke ölürler,” açıklamasında bulundu.

Şahin, söylediklerinin ispat edilememesi için belediye tarafından tüm önlemlerin alınmış olduğunu aktarırken, barınaklarda ziyaretçilere açık olan padokların, Beykoz barınağında ziyarete kapatıldığının, Barınak ve Doğal Yaşam’da fotoğraf ve video çekmenin yasak olduğunun altını çizdi. 

Bir süre önce barınakta çalışan ve dayanamayarak ayrılan bir veteriner hekimin çekmiş olduğu fotoğraf ve videoların kanıt niteliğinde olduğunu, bu belgelerin sosyal medyada her yerde paylaşıldığını aktaran Beykoz Gönüllüleri, bu kanıtlarla dahi belediyeye açılan davada yine bir yaptırım uygulanmadığını belirterek, “Beykoz’un gerçekleri ortaya çıkarılmaz ise, seçimlerden sonra toplanacak sokak hayvanlarının bütün Türkiye’deki akıbeti, Beykoz Barınağındaki zavallı canların akıbeti gibi olacak,” dedi. 

Daha birkaç gün önce, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın reklamını yaptığı yeni açılan Beykoz Kahvecisi’nin civarında gönüllülerce bakılan kısırlaştırılmış köpekler, kanuna aykırı bir şekilde, geri getirilmemek üzere toplatılmıştı.

Belediyelerin tüm köpekleri devasa tecrit merkezlerine hapsetmeye girişmesi, hangi hukuka, vicdana ve inanca sığıyor?

İstanbul, Ankara, İzmir, Hatay ve Antalya’da eş zamanlı olarak basın açıklaması yapan Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi ve yaşam hakkı savunucuları Beykoz’daki eylemde, doğmak dışında hiçbir suçu olmayan hayvanların “başıboş” diye yaftalandığını, düşman ilan edildiğini, geldiğimiz durumun en büyük sebebi olan nefret dilinin bizzat yetkililer tarafından körüklendiğini vurguladı. 

Yaşam İçin Yasa adına basın açıklamasını okuyan Merve Tufan, yerel yönetimler ve siyasi partiler tarafından defalarca hayvanları koruma maskesi altında ortaya konan hukuka aykırı hak ihlallerinin, köpeklerin türlü hastalıklara maruz kalacakları alanlarda insandan uzak mutsuz ve sağlıksız yaşamlar sürmelerine, kapalı kapılar ardında işkence görmelerine ve hesap vermeyecek şekilde, gizlice öldürülmelerine sebep olacağını söyledi: “Çocuklara, kadınlara, hayvanlara tecavüz eden, şiddet ve işkenceyle öldüren katiller serbestken, başımızdaki ve aday siyasiler hangi ahlaktan, hangi güvenli sokaklardan bahsediyor? Daha kısırlaştırma yapacak yeterli alanı bile olmayan belediyelerin tüm köpekleri devasa tecrit merkezlerine hapsetmeye girişmesi, hangi hukuka, vicdana ve inanca sığıyor?” 

“Artık yeter: Yaşamak Haktır!”

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi adına konuşan Özge Özgüner ise, “Hukuksuzca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı genelgeleriyle iktidar, belediyeler ve Tarım ve Orman Bakanlığı mevcut kanunları alenen çiğniyor, suç işliyor. Kendilerini kanundan ve hayvandan üstün görerek tepeden inme nefret söylemlerini toplumun her kesimine yaymaya çalışıyorlar. Buna izin vermiyoruz, vermeyeceğiz! Belediyelerin sorumluluktan kaçmasından kaynaklanan mevcut durumun tek çözümünün, ortadan kaldırılmaya çalışılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesinin uygulanmasından geçtiğini biliyoruz. Tüm sorunların sebebi insanlar iken, hayvanları ölüme gönderecek hiçbir seçeneğin yaşamdan yana olan kimsenin nezdinde meşru olmadığını tekrar ediyoruz. Artık yeter! Dostlarımızı düşmanlaştırarak birlikte yaşama kültürünü baltalayan, onları “doğal yaşam alanı” adı altında ölüm kamplarına tıkma vaadiyle seçim malzemesi haline getiren siyasilere oy vermeyeceğiz. Yaşamak haktır.” dedi.

Basın açıklamasında hayvan düşmanı veteriner hekimlerin şu an kliniklerde, barınaklarda görev yapmaya devam ettiği, hayvan katillerinin yatarı olmayan hapis cezaları verilerek toplum arasına salınarak serbest bırakıldığı, belediyelerin tecrit ve katliam odaklı düşmanca uygulamaların hiçbir zaman çözüm olmadığı ifade edildi. 

#ErosİçinAdalet: Bizi affetme Eros!

Eylemde söz alan Sarıyer Gönüllüleri’nden Yağmur Üstündağ da, geçtiğimiz günlerde yatarı olmayan bir hapis cezasıyla serbest bırakılan İbrahim Keloğlan’ın işkenceyle öldürdüğü Eros adına yaptığı konuşmayı “Bizi affetme Eros, sesini duyuramadığımız, sesi olamadığımız tüm masum canlarımız bizleri affetmeyin!” diyerek bitirdi.

Gazeteci Ruhat Mengi söz alarak bakanlıklara birebir dilekçe verilmesi gerektiğini belirtip hiçbir davanın peşini bırakmamanın önemine değindi. Yaşadığı sitedeki hayvanların, belediye görevlileri tarafından ve hatta site görevlilerinin de işbirlikçi yapılarak zehirlendiğinin kameralarla tespit edildiğini, failler hakkında dava açıldığını belirtti. Belediye araçlarının da yasal olmayan bir şekilde site içerisine girerek zehir dağıtımı yaptığının görüntülerde açık şekilde görülebildiğinin altını çizdi. 

Eyleme katılan TİP Beykoz Belediye Başkan adayı Yavuz Yılmaz ise, “belediyenin bütün erklerini hayvanların refahı için kullanacağız. Beykoz belediye sınırlarında canlı hayvanların satışının yasaklanmasını sağlayacağız,” dedi.

Yorum bırakın